ANAYASA YARGICI KARARI: Kadın Kayıtları Kocanın Hanesine Taşındı

09.08.2026 - 23:50
YAYINLANMA
3 DK
OKUNMA SÜRESİ
Google News

ANKARA, 25 Şubat 2024 – Anayasa Mahkemesi, Nüfus Hizmetleri Kanunu’ndaki ‘Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır’ kuralının Anayasaya aykırı olmadığını kabul etti. Bu karar, evlenme sonrası kadının kaydının kocanın hanesine taşındığını savunuyor.

Karar, İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin bir davada Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesindeki ‘Evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır. Kocası ölen kadın yeniden evlenmedikçe ölen kocasının aile kütüğünde kalır. Ancak dilerse babasının kütüğüne dönebilir’ fıkrasının Anayasaya aykırı olduğuna ve iptali gerektiğine hükmederek AYM’ye başvurduğunu içeriyor.

Mahkeme, kadınların kendi adına nüfus kütüğüne sahip olmadığını, evlilikle birlikte kaydın baba hanesinden erkek eşin hanesine taşındığını belirtti. Bu durumun kadın ile erkek ve eşler arasındaki eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu, kadın aleyhine cinsiyete dayalı ayrımcılık oluşturduğunu savundu.

AYM, inceleme sonucunda iptal istemini oy çokluğuyla reddetti. Kararda, nüfus kütüğünün idare bünyesinde tutulan teknik bir kayıt sistemi olduğu, kadının kaydının kocasının hanesine taşınmasının hukuki statüsüne veya somut bir menfaatine doğrudan ve belirleyici etkisinin bulunmadığı ifade edildi.

Ayı 5 üyesi ise düzenlemenin Anayasaya aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini belirterek çoğunluk görüşüne katılmadı. Üyelerden 4’ü, ‘nüfus kayıt sisteminin aile bağlarını göstermesinin mümkün olduğu ancak bu yapılırken kadının, erkek eşin hanesine bağlı bir kayıt unsuruna dönüştürülmesinin hukuk devletinin insan onuru ve eşitliğe dayalı karakteriyle bağdaşmayacağı’ diye vurgu yaptı.

Karşı oyda, ‘İtiraz konusu kural, evlilik birliği içinde aynı hukuki durumda bulunan kadın ve erkek arasında cinsiyete dayalı haklı bir neden içermeyen farklı muamele oluşturmakta, kadının hukuki kişiliğini bağımsız birey olarak değil, erkek eşin hanesine bağlı biçimde konumlandırmakta, eşler arası eşitliğe dayalı anayasal aile anlayışını zedelemekte ve uluslararası insan hakları hukukunda benimsenen kadın-erkek eşitliği standartlarıyla bağdaşmıyor’ şeklinde değerlendirme yapıldı.

Sonuç olarak, mahkeme kararının kadın aleyhine bir ayrımcılık unsuru içerdiğini iddia eden karşı oylar, 5 üyenin çoğulu tarafından iptal edilse de, bu tartışma eşitlik ilkesinin nasıl yorumlanması gerektiği üzerine yeni bir söylem başlatıyor. Gelecekte bu kararın etkileri nasıl şekillenecek, kimlere yeni yasal sorular soracak?

Kaynak: Orijinal Haber

admin
Yazar hakkında bilgi bulunmamaktadır.
Tüm Yazıları Görüntüle →
1

Yorum Yap