Akıllı ve sürdürülebilir mobilite geleceğin ulaşımında kilidi açacak
2023 yılında birçok kent ciddi trafik sıkışıklığıyla mücadele ediyor. Günlük 3 260 kişinin hayatını kaybettiği kazalar, ulaşımın evrimleşmesi gerektiğini gösteriyor. Mobilite, otobüs, tren, otomobil gibi fiziksel araçların ötesinde seyahat süreleri, trafik akışı ve kullanıcı seçeneklerini ölçen bir yaklaşım olarak tanımlanıyor. Bu yaklaşım, farklı ulaşım modlarını birbirine bağlayarak taşınmayı daha hızlı, verimli ve sürdürülebilir kılıyor. Aynı zamanda şehirlerin mekânsal yapısını şekillendiriyor, kamu hizmetlerine eşit erişimi destekliyor ve sürdürülebilir kentleşmeyi mümkün kılıyor.
Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Programı (Un‑Habitat) verilerine göre 2050 yılına kadar toplam yolcu seyahat talebi 2000 yılına göre üç ila dört kat artacak; yük taşıma talebi ise üç katından fazla artması bekleniyor. Bu durum, sürdürülebilir kentleşmeyi desteklemek için entegre, iklim duyarlı ve kapsayıcı mobilite sistemlerine acil ihtiyaç olduğunu vurguluyor. Geleneksel otomobil odaklı altyapı genişletme çabası, kentsel yayılmayı körükleyerek otomobil bağımlılığını artırıyor ve çevresel bozulmayı şiddetlendirmeye devam ediyor. Bu döngüyü kırmak için aktif ulaşım, toplu taşıma ve iklim direncine öncelik veren insan odaklı çözümlere dönüşüm gerekiyor.
Kısa mesafeli kullanım ve araç paylaşım sistemleriyle entegre edilen mikro‑mobility, son mil erişimini iyileştirerek toplu taşımaya geçişi kolaylaştırıyor. Elektrikli araçların (EV) batarya teknolojileri, şarj altyapıları ve yüksek voltajlı istasyonlar emisyon azaltımını destekliyor. OİBVentures Mobilite İnovasyon Fonu, otomotiv sektörünü yeşil dönüşümle birleştirerek start‑up ekosistemine katkı sağlıyor. Otonom araçlar ise kazaların önlenmesi ve yolculuk sürelerinin verimli kullanılmasıyla ulaşım maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor.
